MİLET ANTİK KENTİ 2018

By Okan Cakmakoglu

MİLETOS ANTİK KENTİ

Milet, Batı Anadolu’da yer alan İonia Bölgesi’ndeki antik kentlerden biri olarak günümüze ulaşmıştır. Kent, Büyük Menderes Ovası’nın batısında, Balat Köyü yakınlarında yer almaktadır. Kent, en önemli İon kentlerinden birisi idi. Kurulduğu dönemlerde deniz kenarında olan kent, Büyük Menderes Irmağı’nın yüzyıllar boyu limanı doldurması nedeniyle günümüzde denizden içeride kalmıştır.

Kent, Homeros’un İliada adlı eserine göre Karyalı barbarlarca, ünlü coğrafyacı Strabon’a göre ise Girit’ten gelen göçmenlerce kurulmuştur. Kent tarihi bilinmemekle beraber daha sonradan İonlar tarafından ikinci kez kolonize edilmiştir. İon kolonizasyonundan sonra hızla gelişen kent, İÖ 7. yüzyılda Karadeniz’de, Kuzey Ege’de, Marmara Denizi’nin kıyılarında, Kuzey Afrika ve Batı Akdeniz’de bir çok koloni kurdu. 

Kent tarih boyunca bir çok ünlü isme ev sahipliği yaptı. Bunlar arasında Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes, coğrafyacı Hekataios bulunmaktadır. Kentteki şehip planlaması yine bu kentte doğmuş olan ünlü mimar Hippodamos’un getirdiği ve onun adıyla bilinen düzenlemeye göre ızgara planlı olarak yapılmıştır.

Tarih boyunca bir çok savaş ve iktidarı atlatan şehir, denizin zaman içinde dolarak kullanılamaz duruma gelmesi, bataklıkların oluşması, Miletos’un yavaş yavaş terk edilen bir kent durumuna gelmesine neden oldu.

Şehir hakkındaki bu kadar bilgiden sonra sıra bu güzel kentteki kalıntıları tanımaya geliyor. Şehirdeki kalıntıları yukarıdaki haritadaki sıra ile anlatmaya çalışacağız.

Aracınızı park ettikten sonra şehre ilk giriş noktanız antik tiyatro olacaktır. 

ANTİK TİYATRO : Helenistik Dönemde yapılan yaklaşık 5300 kişilik tiyatronun yerini Roma Döneminde 15000 kişilik ve 40 mt yüksekliğinde üç katlı tiyatro almıştır. Tiyatro, yapıldığı dönemde deniz kenarında konumlandırılmış olsa da zaman içerisinde Büyük Menderes’in bu bölgeyi doldurması nedeni ile günümüzde denizden çok uzakta kalmıştır.

Tiyatro esasen çok iyi korunmuş durumda olup, özellikle vomitoryumu görülmesi caveaları arasındaki galeri görülmesi gerken yerlerdir.

Antik Tiyatronun sırtına çıktığınızda sizi burada tiyatrodan daha geç bir dönemde inşa edilmiş olan Hisar karşılayacaktır.

Tiyatro Tepesindeki Hisar : 7 yy. şehre yapılan ilave tahtimatlar sırasında tiyatro etrafı çevrili bir hisara dönüştürülmüştür. 

Dört Sütunlu Cami : Hisarın hemen yanı başında yer alan bu yapı,kareye yakın bir plana sahip olup, güney duvarındaki mihra yapısını nedeniyle cami olarak tanımlanmıştır. Yapı kıble yönüne dönük inşa edildiği içinde kent planı ile uyumsuzluk göstermektedir. Sade bir mimariye sahip olan cami muhtemelen 13yy da inşa edilmiştir. Cami muhtemelen hisarlar ve kaledeki garnizondaki askerlerce kullanılmıştı. Yan tarafta fotografta caminin kalıntılarını görebilirsiniz.

Camiden sonraki durağımız, olan Helenistik Heroon I, kentin bugüne kadar gün yüzüne çıkarılmış olan en eski anit mezarlarından birisidir.

 

M.Ö 100 civarında inşa edilmiş olan yapı 34 mt x 29 mt lik bir alanı kaplamakta idi. Günümüzde içerisine girilebilen alan bu yapının merkezinde yer alan mezar odası idi. Tonozlu bir yapıya sahip olan bu odanın batı kısmında beş adet mezar nişi halen görülebilmektedir. Yapı kompleksinin tamamı dikkate alındığında bu yapının büyüklüğü ve özellikle kent içerisinde yer almasından dolayı bu mezarın Milet’in önde gelen bir ailesine ait olduğu düşünülebilmektedir.

Bir sonraki durağımız Roma Heroonu III, kent içerisindeki en önemli mezar yapısıdır. Yapı buluntular değerlendirildiğinde M.S. 3 yy.’a tarihlenmektedir.

Gezimize devam ederken Aziz Mikail Kilisesi bizi karşılıyor. Bir yazıta göre M.S. 7 yy da inşa edilen bu kilise, yanında yer alan piskoposluk sarayının şapeli olarak da kullanılmıştır. Yapı kendisinden önce burada bulunan Dionysos Tapınağı üzerine kurulmuştur.
Kilise, hemen yanında yer alan Avlulu Ev veya bir başka adı ile psikolosluk sarayı ile beraber bir yapı kompleksini oluşturmaktadır. 
Avlulu Ev, geç Roma dönemi yapısı olup o dönemde kamusal sınırlara taşılmasına izin verilmezken bu evin yola taşmış olması bu evin nüfuzlu birine ait olduğunu işaret ettiği düşünülebilmektedir. Yapı Geç Roma döneminde Piskoposluk sarayına dönüştürülmüş ve kullanılmıştır.
Milet zamanında bir liman şehri idi. Liman bölgesinde yapılan Liman Anıtı için iki tahmin bulunmaktadır. Birincisi Pompeus’un deniz korsanlarınakarşı gösterdiği başarılar nedeniyle dikildiği, ikinci tahmin ise Augustus’un Actium’daki savaşta Antonius ve Kleopatra’yı yenmesi şerefine dikildiği kabulleridir.
Liman Anıtından doğu yönüne doğru ilerlediğinizde sizi şehrin kurulduğu ilk dönemden itibaren şehrin en kutsal alanı olan Apollon Delphinion’u karşlayacaktır. Burası aynı zamanda Didim Apollon Tapınağı yazımızda da bahsettiğimiz Didim’deki Apollon tapınağına kadar uzanan kutsal yolun başlangıç noktasıdır. Delphinion’dan sadece geriye temellerin kaldığını görmek üzücü olsa da hemen yanında yer alan Türk Hamamı ve Türk Hamamının arkasındaki Kapito Hamamı kalıntıları daha iyi bir durumda günümüze kadar ulaşmışlardır. Türk Hamamı içerisini gezerek yapıyı tanıyabilirsiniz.

Türk Hamamının arkasında ise Kapito Hamamı kalıntıları görülebilir. Çevresi sütunlu bir galeri ile çevrelenmiş olan yapı içerisinde, soğuk su havuzu, sıcak su havuzu ve buhar banyosu için ayrı ayrı bölümler bulunmakta idi.

Hamam yapısından sonra Milet ile özdeşleşmiş olan Ion Düzenli Sütunlu Galeri de vakit geçirebilir, bu güzel mekanda bir çok fotograf çekebilirsiniz. Burası 99 metre uzunluğunda ve 9 metre yüksekliğindki bir galeri ve arkasındaki market alanından oluşmakta idi. Bu yapı aynı zamanda büyük cade üzerindeki törenlerde de tribün vazifesi görmekte idi.

Yukarıdaki fotograflarda da görülen Meydan ve Tören Yolu, Milet’in merkezini oluşturmakta olup, Didim’deki Apollon Tapınağına gidecek olan tören alayının toplandığı meydan konumunda idi. Tören Yolunda ilerlediğinizde sizi Nymphaion yani Anıtsal Çeşme’nin kalıntıları karşılayacaktır. Anıtsal Çeşme’ye su hemen arkasında yer alan bir su kemeri ile gelmekte idi. Yapının cephesi üç katlı idi ve içerisinde bulunan 27 adet nişte heykeller bulunmakta idi.

Anıtsal Çeşmenin hemen yanı başında Büyük Kilise kalıntıları görülebilmektedir.

Büyük Kilise’den sonra batı yönünde ilerlediğimizde bizi o dönemin meclis yapısı Buleuterion karşılıyor. MÖ 175-164 yılları arasında inşa edilmiş olan bu yapı döneminde 1500 kişiyi içerisine alabilecek bir kapasiteye sahipti.

Buleuterion’u sağ tarafımızda bırakıp, sola yani güneye döndüğümüzde uzanan yolun batı kanadında, Depo Yapısı ve Latrina, doğu tarafında ise Güney Agora kalmaktadır. Günümüzde depo yapısının temel ve zemin kalıntıları görülebilmektedir. 

Güney Agora ve Depo Yapısı arasındaki yolun sonuna geldiğinizde merdivenlerden aşağı inen bir patika göreceksiniz. Buradan indiğinizde sizi Serapis Tapınağı karşılayacaktır. Serapis, Mısır ve Antik Yunan’ın her ikisinde de inanılan bir tanrı idi. Merdivenlerden aşağı indiğiniz zaman tapınağın alınlığının rekonstrüksiyonu ile karşılaşacaksınız. 

Serapis Tağınağından güneye doğru ilerlediğinizde İlyas Bey Külliyesini göreceksiniz. Burası, Menteşoğullarından İlyas Bey tarafından 1404 yıllarında yaptırılmıştır. Cuma Camisi ismiyle tanınan bu caminin yapımında Miletos antik kentinin mermer blok taşlarından yararlanılmıştır. Bu yüzden de caminin içerisi ve dışı düzgün mermer bloklarla kaplanmıştır. Kare planlı caminin kuzeydeki mermer, taş işçiliği yönünden önemli sivri kemerli kapısı üzerinde h.806 (1403) tarihli üç satırlı yazıtı bulunmaktadır.

Külliye yapısı, günümüzde restore edilmiş ve üzeri iklim koşullarına karşı koruma sağlanması için bir çatı ile de kapatılmış durumdadır. Külliye’nin içerisinde gezebilir ve bu yapıyı daha yakından tanıyabilirsiniz.

Külliye’den sonra Milet’teki son durağımız olan Faustina Hamamının kalıntılarını da gezip, bu muhteşem şehirdeki turumuzu tamamlıyoruz. Faustina Hamamı, Roma döneminde Milet’in en büyük hamam ve spor kompleksi olarak hizmet vermişti. Hamamın adı, burayı inşa ettiren Roma’lı hükümdar Marcus Aurelus’un eşi Faustina Minor’dan gelmektedir. Hamam, soğuk havuz ve sıcak havuz bölümlerinden oluşmakta idi. Aşağıdaki ilk dört resim Caldarium yani sıcak su havuzunun fotograflarını, sonraki iki fotograf ise Frigidarium’a aittik.

This entry was posted in ANTİKKENTLER, IONIA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir